Milletvekili Cesur Uyardı: Turizmi batırırsanız, ekonominin şah damarını kesersiniz

Milletvekili Cesur Uyardı:
Turizmi batırırsanız, 
ekonominin şah 
damarını kesersiniz

Milletvekili Cesur Uyardı: Turizmi batırırsanız, ekonominin şah damarını kesersiniz

İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur; Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın Kurulması Kanunu görüşülürken,  Meclis Genel Kurulunda söz aldı. Kanunun, Turizm Sektörü’nün yükünü artıracağını, turizmcilerin zarar göreceğini üstüne basa basa tekrar etti. Turizm ekonominin şah damarıdır; kanatırsanız bir daha toparlanmayacak sonuçları olur dedi.
 
Dr. Aylin Cesur; "Bozdur bozdur harca, diyor büyüklerimiz. Hazıra konduğunuz varlıklarımız, milletimizin varlıklarıdır ve hiç  de kolay edinilmedi. Kuracağınız ajans ve sektörden keseceğiniz fonla; ciro üzerinden paraları al, denetimsiz bir fonda topla, bozdur bozdur harca,  buböyle olmaz. Gelin sektörün üzerine daha fazla yük bindiren bu tasarıdan vazgeçin.”
 
Cesur sözlerine teklifle ilgili sorular yönelterek başladı: “Kanun teklifiyle, Türkiye'nin turistik değerlerinin yurt içi ve dışında tanıtılmasını sağlayarak, turizm gelirlerini artırmak amacıyla ajansın kurulmasını teklif ediyorsunuz. Konuşuluyor birkaç gündür.
Soru: Kültür Turizm Bakanlığı bünyesindeki Tanıtım Genel Müdürlüğü dururken niçin tüzel kişiliği haiz özel hukuk hükümlerine tabi bir özel fon kurulmak isteniyor?
Soru: Fonun denetimi neden sadece bağımsız denetim yaptırmakla sınırlı olarak bırakılıyor?
Soru: Milyarlık bütçeye sahip olacak ajansa ne Sayıştay denetimi ne Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun denetimini söz konusu değil, neden?
Soru: Ajans, faaliyetlerinin finansmanı için turizm sektöründen turizm payı alacak, kâr da zarar da edilse ciro üzerinden paylar fona neden aktarılacak? Bir diğer soru: Ajans hizmetleri neden İhale Kanunu dışında tutuluyor?
Turizm sektörü paydaşlarının niçin görüş ve önerileri alınmaz, işte, bu da önemli bir Soru.
 
Milletvekili Aylin Cesur; isim vermeden, sözlerini Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Antalya’da ve turizmde imzası bulunan Havalimanı, yollar, su ve kültür projelerini sayarak devam etti ve seslendi:
 
“Hazıra Konduğunuz Varlıklarımız Milletimizin Varlıkları:
Bozdur bozdur harca." diyor büyüklerimiz. Hazıra konduğunuz varlıklarımız milletimizin varlıklarıdır ve hiç de kolay edinilmedi değerli milletvekilleri. Türkiye Cumhuriyeti kurulalı beri ortalama 4,5-5 büyümeyi başardık. İptidai tarım ülkesi olmaktan çıktı Türkiye ve 190 ülke arasında 17-18'inci konuma geldi; bunlar herhâlde geçen on yedi yıl zarfında olmadı. Her türlü çalkantıya ve darbelere rağmen ayakta tutan da bu aslında.
Antalya, doğası, sunduğu alternatif turizm seçenekleriyle Türkiye turizminin yükselen yıldızı ve lokomotifi. 2002 yılına gelindiği zaman, Antalya’nın köylerinin yüzde 95'inde su vardı ve eğer "Her şey on yedi senede oldu" diyeniniz varsa sorarız biz de: Üniversite mi oldu, günde 500 uçağın indiği havaalanı mı oldu, elektrik santrali mi oldu, Alanya-Antalya yolu mu yapıldı, Dalaman Havalimanı mı yapıldı? Altyapılar, kültür merkezi, Manavgat Su Projesinin hayata geçirilmesi, Milas-Bodrum Havalimanı, kongre merkezleri, hastaneler, yollar; bunlar sizden önce yapıldı.
1960'larda 100 bin turisti misafir edecek imkânı vardı Türkiye'nin, oradan 25 milyon turisti ağırlayacak kapasiteye geldi ve sadece Antalya 10 milyon turist ağırlayabiliyordu sizin iktidarınıza gelmeden evvel. Geçen kırk sene zarfında 25 milyon turisti ağırlayacak, misafir edecek kıvama geldi. 1970'lerde 50 milyon dolar olan turizm gelirimiz, 2000'de 10 milyar dolara gelmişti, 1963'te 199 bin yabancı turistin ziyaret ettiği ve 7,6 milyon dolar döviz bıraktığı ülkemizi bugün 30 milyar dolara taşıyan herkesten Allah razı olsun.”
 
Cesur; “Düğme diktiğiniz elbiseye “Elbiseyi biz diktik” derseniz terziyi kışkırtırsınız” dedi ve devam etti:
 
“Aslında bunlarla söylemeye çalıştığım şey şu: Bu kadar büyük iş kolayca olmadı, seneler aldı, bu seneler içerisinde hükûmetler geldi, hükûmetler geçti ve herkesin gayreti oldu.
Şimdi kalkıp düğme diktiğiniz elbiseye "Elbiseyi biz diktik." derseniz, terziyi kışkırtırsınız.
 
Yol var da, soldan-sağdan birer metre genişletip üç tane çizgi çekiyorsunuz, ona bölünmüş yol deniliyor:
 
Bugün Isparta'dan Antalya'ya bir saat on beş dakikada gidiliyor, daha evvel Burdur'dan gidiliyordu, Çeltikçi Beli'ni geçip oradan Çubuk Beli'ni geçerek altı-sekiz saatte gidiliyordu Antalya'ya. İşte, Ispartalılar bunu Süleyman Demirel'e borçlular. Sizin kalkıp "Her şeyi biz yaptık." dediğiniz yerde biz bunu hatırlatırız.
 
Bundan on sene evvel (2007’de) Sayın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sordular, dediler ki: "'Bölünmüş yollar yaptık, hepsini biz yaptık.' diyorlar, ne diyorsunuz?" Ben de yanındaydım, şöyle cevap verdi Cumhurbaşkanımız:
"Türkiye'de 60 bin kilometre asfalt yol var - 350 bin kilometre köy yolu var, 3 bin kilometre otoyol var, 2 boğaz köprüsü, 5 bin tane köprü var; bunlar geçen yedi sene zarfında yapılmadı." Geçen yedi yılda 16 bin kilometre bölünmüş yol yapılmış. Bölünmüş yol nedir, biliyor musunuz; yol var da soldan-sağdan birer metre genişletip üç tane çizgi çekiyorsunuz, bir ortadan, iki kenardan, işte ona bölünmüş yol deniliyor.
 
Değerli arkadaşlarım, şunu söylemeye çalışıyorum: Kalkınma ve zenginleşmenin çaresi mutlaka rekabetten geçer, mutlaka hür teşebbüsten geçer. Eğer bir ülke insan kaynaklarını, insan gücünü yani becerisini, bilgisini iyi kullanabiliyorsa ve serbest şekilde kullanabiliyorsa, piyasa ekonomisi üzerinden kullanabiliyorsa o ülke ilerliyor. Çünkü zengin ülkelere bakıldığı zaman, hepsinde mevcut olan şey aslında serbest ekonomi.
Şimdi bunu niye dedim? Serbest ekonomi aynı zamanda demokrasiyle, insan haklarıyla ve hukukun üstünlüğüyle ancak oluyor. Hukukun üstünlüğünün olmadığı yerde kalkınmayı istenilen şekilde götürebilmek mümkün değil, çok zor. Kalkınma ve zenginleşmemize yardımcı olması nedeniyle ve çok önemli olması nedeniyle de turizmi fevkalade önemsiyoruz ve ülkemizin döviz kazanması bağımsızlığı kadar önemli diyoruz çünkü aslında bağımsızlık ekonomiyle çok direkt ilişkili. Bu durumda turizm; Türkiye ekonomisinin şah damarıdır ve Türkiye'nin dünyayla kucaklaşmasının, dünyayla beraberliğinin de çok önemli bir faktörüdür. Türkiye'nin yurt dışında doğru tanınmasında, Türkiye'ye yapılan tarihî haksızlıkların düzeltilmesinde de turizmin çok önemli bir payı var.
Yalnız devletin gayretiyle olacak bir iş değil bu. Devletin gayretine ve desteğine olan ihtiyaç ne kadar azalırsa aslında başarı o kadar büyük demek.
Çıkarılacak kanunun turizm sektörünün bütün paydaşlarına büyük yük getireceği ortada. Turizm sektörünün ve yatırımcıların eli kalbinde, endişeyle "Kanun ne olacak?" diye bekliyorlar.
"Turizm sektöründe ciro üzerinden paraları alalım, denetimsiz bir fonda toplayalım, bozduralım bozduralım harcayalım mantığı” Bu böyle olmaz değerli arkadaşlar. Gelin, sektörün üzerine daha fazla yük bindiren bu tekliften vazgeçin.
Şimdi, sonuçlar ortada, aslında ekonomimizin geldiği yer ortada. Yanlış kararlarla aslında sizin için de işlerin çok iyi gitmediğini söylememiz gerekiyor, dostane tavsiye. Gelin, herkesi mutlu edecek çözümler arayalım.
Rekabet ve yarış globalleşen dünyada insan için çağın gereği; ikincisi, emniyet. İkisinin geldiği durum da çıkmazdaysa bunu beraberce çıkarabiliriz çıkmazdan. O yüzden, bizi izleyen milletimize diyorum ki: Hiç endişe etmeyin, sıkıntı büyük ama çözüm var. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.