Tarih: 19.10.2017 05:02

Kullanılmayan arazileri güneş enerjisine açalım

Facebook Twitter Linked-in

GESFİNANSMAN Proje Enerji Danışmanlık Organizasyon Şirketi Sahibi Yrd. Doç. Dr. İsmail Gökdayı, üretim maliyetlerinde en fazla giderlerden birisinin enerji olduğuna dikkat çekerek, bu konuda ülkemizin büyük potansiyele sahip olduğu yenilebilir enerjinin kullanılması gerektiğine işaret etti. Özellikle sulama kooperatifi ve birlikler ile belediyelerin yenilebilir enerjiden maksimum düzeyde yararlanmasının ülkemizin geleceği açısından önemli olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gökdayı, “Türkiye’de kullanılmayan arazilerimizi güneş enerjisine açalım” çağrısında bulundu.
Ülkemiz yenilebilir enerji konusunda oldukça büyük bir potansiyele sahip. Yerel ölçekte de Isparta, yılda ortalama 270-280 gün güneş görüyor. Potansiyel bu kadar yüksek ancak uzmanlara göre yenilebilir enerji alanındaki yatırımalar yetersiz. Uzun yıllardır Süleyman Demirel Üniversitesi’nde akademisyenlik yapan ve emekli olduktan sonra yenilebilir enerji üzerine GESFİNANSMAN Proje Enerji Danışmanlık Organizasyon Şirketi kuran Yrd. Doç. Dr. İsmail Gökdayı, her alanda yenilebilir enerjinin kullnılması gerektiğini vurguladı. Bu konuda sulama birliklerinden, çiftçilere, belediyelerden tüm yöneticilere kadar büyük görevler düştüğünü ifade eden Gökdayı, “Türkiye’de kullanılmayan arazilerimizi güneş enerjisine açalım” dedi.
SULAMA BİRLİKLERİ İÇİN KAPASİTE SINIRI YOK
Birkaç yıl önce Isparta’daki sulama kooperatiflerinin enerji sorunlarıyla alakalı bir bildiri sunduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. İsmail Gökdayı, şunları söyledi: “Sulama birlikleri ve kooperatiflerinin 3 yıl önce 50 milyon liraya yakın borçları vardı. Bunlar ödenecek borçlar değil. Çiftçinin bunu ödeme, kooperatiflerin de bu paraları toplama gücü yok. Kooperatif veya birlik başkanı taahhüt veriyordu, bunu ödeyemedikleri zaman cezaevine giriyorlardı. Enerji sorunu kökten çözülebilir. Sulama birliklerinin 100 üyesi varsa 1 megavata kadar, 100-500 arası 2 megavata kadar, bin üye olursa 3 megavata kadar, binden fazla üye olursa 5 megavata kadar lisanssız üretim yapabiliyor. Bunun için de kapasite sınırı yok.
ÜNİVERSİTELER VE BELEDİYELER İÇİN DE SINIR YOK
Aynı şekilde üniversite ve belediyeler için de sınır yok. Fakat şuana kadar bunu kullanan ne kooperatif, ne belediye, ne de sulama birliği var. Büyükkabaca Belediyesi 700 kilovatlık sistem yaptılar. Çiçekpınar’da var diye biliyorum. Geçen gün de Yalvaç Belediye Başkanı böyle bir proje yapacağız dedi. Bunların dışında yok.
BELEDİYELER ŞEHİR AYDINLATMASINI BÖYLE ÇÖZEBİLİR
En kötü ihtimal kuracakları 1 megavatlık güneş enerji santrali şehir içi aydınlatmayı rahatlıkla karşılar. Isparta Belediyesi’ne bakıldığı zaman ISBAŞ’ın olduğu yer veya ISTEM gibi yerlerin enerji ihtiyacını çok rahat karşılar.
7 AY PARA BİRİKTİRECEKLER
Sulama birlikleri yılın 5 ayı enerji tüketiyorlar, 7 ay tüketmiyorlar. Böyle bakıldığı zaman bir banka. Kalan 7 ayda ekstra para biriktirecek. 1 megavatlık güneş santralinin 230 bin dolar ile 270 bin dolar arasında yıllık getirisi var. Hiçbir sulama kooperatifinin böyle bir borcu olmuyor. Bu rakamı 4 TL ile çarptınız da 1 milyon lira yapar. En fazlası 450-500 bin lira gibi bir para harcıyor. Gölün üzerine kurulan çok güzel tesisler var. Türkiye’de ilk kez Büyükçekmece Gölü üzerine yaptılar ve yüzen güneş santrali kurdular. Ayrıca kanalların üzerine kurdular.”
SULAMA KANALLARI ÜZERİNE GÜNEŞ PANELLERİ KONULABİLİR
Öte yandan 2 yıl önce sulama kanallarının üzerine güneş panelleri konulması gerektiği konusunda milletvekillerine verilmesi için bir rapor hazırladığını ifade eden İsmail Gökdayı, “Ama bu rapordan ses çıkmadı. Atabey, Gelendost, Senirkent’teki sulama kanallarının üzerine güneş panelleri konulabilir. Bu aslında bir bankadır. Yılın 5 ayı kendi enerjisini karşılayacak kalan 7 ayda para kazanacak. Kalan parayı çiftçiye kar payı olarak da dağıtabilirsiniz. Artık dünyada elektrikli araçlara gidiliyor. İtfaiye aracı, otobüsler, trenler, tarımsal araçların hepsi şuanda elektrikle çalışıyor” dedi.
MALİYETLER ÇOK YÜKSEK DEĞİL
Diğer taraftan güneş enerji sistemleri kurmak için maliyetlerin çok yüksek olmadığına değinen Gökdayı, sözlerini şöyle sürdürdü:  “10 yıl önce ulaşılamaz rakamlardaydı. Ama geçen gün Suudi Arabistan’da 300 megavatlık güneş enerjisi santrali yapıldı ve 1,78 sentten satım alım garantisi  verildi. Şuanda Akkuyu Nükleer Santrali’ndeki 10’da bir fiyatına güneş enerjisinden elektriği sürekli, sürdürebilir ve temiz olarak alabilirsiniz.
TÜRKİYE’DE KULLANILMAYAN ARAZİLERİMİZİ GÜNEŞ ENERJİSİNE AÇALIM
Dünyanın en temiz enerji kaynağı yenilebilir enerji kaynağı olmaya doğru gidiyor. Zengin ülkeler güneş enerjisi sistemine yatırım yapıyor. Türkiye’de kullanılmayan arazilerimizi güneş enerjisine açalım. Trafo kapasitesi, enerji nakil hatları gibi şeyler için biz güçlü devletiz, bunu yapabiliriz. Öyle yatırımcılar var ki enerji nakil hatlarımı, trafo merkezimi yaparım diyor. Ama buna da izin verilmiyor.”
YENİLEBİLİR ENERJİ SİSTEMLERİ EROZYONLA MÜCADELEDE DE ETKİLİ OLUR
Yrd. Doç. Dr. İsmail Gökday, ülkemizdeki yenilebilir enerji potansiyelinin önünü açmak için mevzuat sorunlarının aşılması gerektiğini belirterek, “İnsanlarımız biz ülkemizin enerji sorununa yenilebilir ve sürdürülebilir şekilde katkı sunmak istiyoruz ama bize altyapı sunun diyorlar. Karaman Ayrancı’da özel bir bölge ihtisas oluşturuldu. Siz 50 megavatlık bir yatırım yapmak istiyorsanız teklif verip yarışıyorsunuz. Ondan sonra tesisi kurup, şebeke satabileceksiniz. Memleketimizin birçok yerinde kullanılmayan tarım arazilerimiz var, tescili yapılmamış hazine arazilerimiz var, mera vasfını kaybetmiş çok sayıda arazimiz var. Eskişehir’den Malatya’ya kadar olan bölgede ciddi erozyon var. Erozyonla mücadele büyük maliyetler gerektiriyor. Bu tip arazilerde erozyonla mücadele anlamında güneş santralleri önemli model olabilir. Güneş enerjisi için yatırımcılar mutlaka tesviye yapıyorlar sonra mucurlar dökülüyor. Yağmur yağdığı zaman toprağın üzerine gitmez. Mucurlarla beraber toprağın altına iner ve toprağı korumuş oluruz. Erozyonla mücadele anlamında güneş enerji santralleri inanılmaz bir mücadele modeli olabilir.
ZEHİRLENEN TOPRAKLARIMIZI KURTARMAK İÇİN DE GÜNEŞ ENERJİSİ ÖNEMLİ BİR ARGÜMANDIR
Yıllardan beri gübre ve ilaçtan dolayı zehirlenen topraklarımızı kurtarmak için de güneş enerjisi önemli bir argümandır. O toprakların dinlenmeye ihtiyacımız var. Ama bizim de üretmeye ihtiyacımız var. İstersek solarsa dediğimiz yöntemle istersek de sadece güneş panelleri kurarak o toprağı dinlendirerek rehabilite edebiliriz.
HERKESİN TEK DERDİ ENERJİ
Ülkenin müthiş potansiyeline baktığımız zaman dağdaki çobandan şehirdeki tüccara kadar herkesin tek derdi enerjidir. Enerji en büyük maliyettir. Bugün bir işletme kapanıyorsa en büyük sebebi enerji maliyetidir. Rekabet edemiyorsa en büyük nedeni enerji maliyetidir. Artık kentlerde bizi yönetenler mutlaka sürdürülebilir yaklaşım içinde olmak zorunda” şeklinde konuştu. 


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —