Karma ekonomik sistem devam etmeliydi

Karma ekonomik sistem devam etmeliydi

Karma ekonomik sistem devam etmeliydi

Isparta Şubesinin olağan genel kuruluna katılan Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nazmi Irgat, tüm dünyada devlet üretmez anlayışına geçildiğini ifade ederek, “Atatürk’ün kurduğu karma ekonomik sistem devam etmeliydi ve devlet ekonominin içinde olmalıydı” dedi.
 
Türkiye Tekstil, Örme ve Giyim Sanayi İşçileri Sendikası Genel Başkanı Nazmi Irgat, Isparta Şubesi’nin 18. olağan genel kurul toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Nazmi Irgat, Türkiye’nin üretmesi gerektiğinin altını çizerek, bazı eleştirilerde bulundu.
‘SÖZ KONUSU VATANSA GERİSİ TEFERRUATTIR’ BİLİNCİYLE HAREKET EDİYORUZ
Sözlerine Zeytin Dalı Harekatı ile başlayan Nazmi Irgat,Ulusal güvenliğimize göz dikmiş, bizi bölmek ve parçalamak isteyen zalimlere karşı en fazla birlik beraberlik içinde olmamız gereken günlerde olduğumuzun farkındayız. Yıllardır ülkemizin başına bela olmuş o terör gruplarının ülkemize olan saldırıları ve dökülen kanları elbette unutmadık. Yetmedi onların da uzantıları sayılan emperyalizme hizmet eden bu terör unsurlarının sınır güvenliğimize verdiği zarar nedeniyle Mehmetçiğimiz yapması gereken görevi tüm zorluklara rağmen icra etmek durumundadır. Toprağımızı korumak için her türlü cefaya katlanırız, bunu da özgüvenle yaparız. Bu uğurda canını vermiş aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet gazilerimize acil şifalar diliyorum. Böyle günlerde ne kadar sorunlarımız çok da olsa büyük Atatürk’ün dediği gibi ‘Söz konusu vatansa gerisi teferruattır.’ O bilinçle hareket ediyoruz, o yolda yürüyoruz” dedi.
SAKIN KENDİNİZİ KÜÇÜMSEMEYİN
Çalışma hayatının dinamik bir şekilde devam ettiğini kaydeden Irgat, “21 milyon kayıtlı çalışan var. Bu rakam içinde biz işçiler, emekçiler olarak 14 milyona tekâmül ediyoruz. Çırak, stajyer gibi 1 milyonun üzerinde sigorta kapsamında olan, çalışmaya hazır insanlarımız var. Çalışanları esas aldığımızda 2, 3 ile çarparsak biz ülke nüfusunun çok fazlasını teşkil ediyoruz. Biz bu ülkenin insanıyız. Çalışacağız, alın terimizi dökeceğiz, alın terimizin karşısında da ailemize ve ülkemize sahip çıkacağız. O nedenle sakın kendinizi küçümsemeyin” diye konuştu.
İNSANCA YAŞAYACAK KOŞULLARA DA ULAŞMANIN MÜCADELESİNİ VERİRİZ
Türkiye’nin üretmesi gerektiğini belirten Irgat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ülkede elbette ki işveren ve işçi olacak. Üreteceğiz, ihraç edeceğiz. Yeri gelecek turizm ve hizmetler sektöründe de hizmetler vereceğiz. Bizim çalışmalarımızın karşılığında üretim olacak ve bu ülke gelişecek, büyüyecek. Onun sonucunda da hakça, adil paylaşmanın mücadelesini vereceğiz. Bu anlayışla mücadelemizi veriyoruz. Bizim için emek çok önemlidir. Biz her türlü emek veren insana değer veririz. İşyerlerimizi de koruruz. En kaliteli, en verimli üretimi yaparız ama insanca yaşayacak koşullara da ulaşmanın mücadelesini veririz.
DEVLET ÜRETMEZ ANLAYIŞI YAPILDI
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de değişen, dönüşen koşullar içinde emek ikinci plana itiliyor. İnsan ikinci planda kalıyor. Hiçbir zaman sermaye düşmanlığımız olmadı, olmaz da. Bu ülke için taşın altına elini koyan herkese Allah razı olsun deriz. O işyerlerini de kendi malımız gibi koruruz. Ancak bugüne kadar yaşayarak gördük. 1980 öncesi dönem ve 1980 sonrası dönem arasında büyük farklılıklar var. Her ekonomik sistem, doğar, gelişir ve sona erer. Şuanda dünya genelinde ekonomik bir dönüşüm yaşanıyor. Her ekonomik sistem kendi siyasetini ve kendi kültürünü oluşturur. Dünyadaki ekonomik değişimlere küreselleşme diyoruz. Bununla birlikte devlet üretimden ve yatırımdan çekildi. Devlet üretmeyeceği anlayışıyla da özelleştirme adı altında tüm devlet yatırımları birilerine peşkeş çekildi. İstihdamın artırılacağı anlayışıyla yapıldı bunlar ama gördük ki KİT’ler birer birer ortadan kaldırıldı. Sümerbank’ta 34 bin insan çalışıyordu. Sadık kardeşimle Sümerbank mensubuyduk şimdi bir tane çalışan kalmadı. Devlet üretmez anlayışı yapıldı.
BU SİSTEM TAMAMEN EMEK SÖMÜRÜSÜNE DAYALI
İşsizlik özel sektör eliyle giderilecek. Hükümetler bu anlayışla kurgulandı. Yeterli sermayesi olmayanlar devlet teşvikleriyle desteklendi. Desteklere itirazımız yok. İtirazımız devletin ekonomi, üretim içindeki bizim çok savunduğumuz ve bugüne kadar Atatürk’ün kurduğu karma ekonomik sistem devam etmeliydi diyoruz. Devlet ekonominin içinde olmalıydı. Şuanda da işveren her zora düştüğünde desteklemek durumunda kalıyorlar. Bu sistem içerisinde büyük işsizlik var. Çift haneli rakamlar deniliyor ama biz yaşayarak işsizliği görüyoruz. Öyle yüzde 10’larda değil, biz biliyoruz ki bu tespit gerçeği yansıtmıyor. 28 milyon insanın çalışma hayatında olmadığını görüyoruz. İşçisi, memuru, bağkurlusuyla 21 milyon insan varsa diğerleri ya kayıtsız çalışıyor ya da çalışmıyor. Ya da hesaplamalar da bir yanlış var. 2 milyon insan iş aramaktan vazgeçmiş o yüzden rakamlara girmiyor.  Biz çalışanların refah seviyesinin yükseltilmesi hususunda hiçbir yatırım olmamıştır. Bu sistem tamamen emek sömürüsüne dayalı bir sistem.
KİT’LERE ÇÖZÜM BULUNMAZSA BU AYRIMCILIĞI ELBETTE KABUL EDEMEYİZ
Türkiye’de sendikalı çalışma olan yerler şanslı görülüyor. Kamuda çalışmak ayrı bir şans. Özel sektörde çalışmak evine ekmek götürebilmek gerçekten mesele. Kamuyu da çok iyi bilen bir insanım ama özel sektörde yıllardır mücadele veren bir kardeşinizim. Başta çalışma bakanının kendi memleketinde olmak üzere her işyerinde 15-20 tane taşeron çalışıyor. İşyerlerini 48-49 çalışan diye bölmüşler. 50 olursa bir takım hükümlülük var, kanun var ama denetleyen yok. Şükür kamuda taşerona son veriyoruz gibi bir noktaya geldik. Ama 50 bin kişiyi ayırdılar. Buna da acilen çözüm bekliyoruz. Çözüm aşamasına geldi inşallah umutlarımız boşa çıkmaz. Ama çözüm bulunmazsa bu ayrımcılığı elbette kabul edemeyiz.
HİÇBİR ZAMAN KARAMSARLIĞA DÜŞMEDİK
İyi niyetimizle bu ülkenin kalkınması için birlikte mücadele veriyoruz. Bu ülkemizin geniş toprakları, genç nüfusu var. Hiçbir zaman karamsarlığa düşmedik. Ama kaynakların yerinde kullanılması ve hükümetleri de göreve çağırıp, onları takip etmek bizim görevimiz.
SON 5 YILDIR BÜYÜME OLMUYOR
Ekonomik büyümeden bahsediliyor. Son 5 yıldır da büyüme olmuyor. Ama gelir dağılımının en bozulduğu bir dönemde yaşıyoruz. Ülkemizde yoksulluk var. 11 milyon insan maalesef devlet desteği ile hayatını sürdürmek zorunda kalıyor. Bu ülkede işsizlik var. İşçi var ama iş beğenmiyor diyorlar. kim beğenmiyor. Geleceğe güvenle bakamadığı için o işte çalışmak istemiyor. Tekstil sektöründe çalışmak istemiyor. Sendikasız yerleri kastediyorum. 1600 TL asgari ücretle çalışmak istemiyor. Adam kahvehanede çalışıyor ama tekstilde 3 vardiya çalışmak istemiyor. Her yıl 1 milyon insan okulu bitirip iş için sıraya giriyor. Bunların çoğu yüksekokul mezunu.         Gidip İşkur’a da kayıt olmuyor çünkü kendisine yediremiyor. O yüzden işsizlik sayısına dahil olmuyorlar. Yıllarca okumuş insan maalesef kendi alanında iş bulamıyor. Bu ülkede devlet planlama teşkilatı var. O bölümleri neden açıyorsunuz? Hepimiz kıt imkanlarımıza rağmen çocuklarımıza eğitim aldırmanın mücadelesini veriyoruz.
DAHA FAZLA MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ
İnsanca yaşamanın koşullarını elde edebilmek için her zaman olduğu gibi daha fazla mücadele etmek zorundayız. Ülkenin imkanlarını kardeşçe paylaşmanın zamanı geldi. Anlayışlar değişti, işverenler bunun farkında değil. Biz önce üreteceğiz, büyüteceğiz ondan sonra paylaşacağız. İşverenler bunu anlamalı ve sendikalardan korkmamalılar.” Gülses Gazetesi
 
 

Anahtar Kelimeler: