HER ŞEY BOŞ
HER ŞEY BOŞ
Her insan yaşantısının daha güzel ve daha huzurlu olması için zamanını var gücüyle çalışarak geçirme gayreti içindedir. Yıllarca çalışır, emeklilik hayali kurar, kendine hedefler koyar, belli bir yaşa geldiğinde de emekli olur.
İnsan; hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü ayırt edebilme kabiliyeti ile yaratılmış ve yaratan tarafından kendisine belli sorumluluklar verilmiştir.
Her insan her zaman başka insanlarla bir arada yaşaması gerekir. Ancak, insanların mutlu ve huzurlu bir şekilde birlikte yaşamaları için de insanların bir birlerine karşı sevgi, saygı ve merhametle davranmalarıyla mümkün olacaktır.
Günümüz insanlarında; benim çocuğum, benim ailem gibi yaklaşımlarla çokça karşılaşmaktayız. Eskilerde komşu komşunun çocuğunun iyiliğini düşünür ve her zaman her yerde kendi çocuğu gibi gözetirdi. Şimdilerde bunu görmek bir yana her şeye kendinin yetebileceğini inanan anne babalar var. Bu anne babalar çocuklarım için her şeyi yaparım diyerek bir yaşam mücadelenin içinde yaşamlarını sürdürmekteler.
İnsanın her şeye yetmesi mümkün değildir. Her aile akraba ve komşularla dayanışma içerisinde olmadır. Ekonomik güvenin insanlara verdiği güçle bu zamanda kimsenin kimseye eyvallahı kalmamış durumdadır. Hâlbuki her insan ne kadar aciz ne kadar muhtaç durumdadır.
İnsan, bir çocuk gibi sahip olmadığı her şeye sahip olma hayaliyle yaşar. Günümüz İnsanları o kadar şükredecek şeylere sahipken bir çocuk gibi ‘yok’ ‘yok’ diye diye hayıflanıp durur.
Bugün bir memura başka bir dairede sana ihtiyaç var dendiğinde; ben öğleyin çocuğumu okuldan alacağım, ikindin eşimi işten alacağım rahatımı bozamam gibi ifadelerle karşılaşmaktayız. Özverili çalışma kavramı şimdilerde kalmadı. İnsanlarda bir başkasına faydalı olmak gibi bir düşünce şimdilik yok.
İnsan kendisi ve ailesi için yaşantısını sürdürmekle meşgul ola dursun. Yıllarca ailesi için çalışıp emekli olan, en güzel günleri yaşamanın hayalini kuran insan emekli olduktan sonra da mutlu olamıyor. Çocukları arasında huzursuzluk başlıyor, ne oğluna ne kızana yaranamıyor. Hâlbuki bu anne babalar yıllarca iki güzel evladının geleceği için çalışıp durdular. Bunun üzerine bir de evlatların memnuniyetsizliği bu anne babaların morallen yıkımlarına neden oluyor. Sonuçta iki evladını aynı sofraya oturtamıyor. Ağlayarak kalan hayatını sürdürmeye devam ediyorlar.
Ey insan!...
Sen yıllarca çalışma arkadaşının hakkını düşünmedin. Sen yıllarca akrabanın, komşunun hakkını düşünmedin. Sen yıllarca ülkene faydalı bir iş yapmayı hiç düşünmedin. Sen yıllarca bir iyilik yapmayı düşünmedin. Yıllarca zararda ziyanda olduğun hiç aklına gelmedi bir de kendini hep akıllı, uyanık gördün. Hep kendin için yaşadın ve sahip olmak için nice insanların kalpleri kırdın. Bencilliğin sonucu ağlamak. Ağla ve her şey boşmuş demeye devam et.
Velhasıl… Cengiz AYTMATOV’un sözüyle bitirelim. ‘Bir insan için en zor şey, her gün insan olarak kalabilmektir.’
Saygılarımla…



