Tarih: 29.04.2016 05:45

Gül sezonu başladı

Facebook Twitter Linked-in

Isparta’nın büyük umutlarla beklediği gül sezonu geçen yıla göre bu yıl erken açıldı. Gülbirlik Genel Müdürü Hasan Çelik, katıldığı Ne Var Ne Yok Programında gül alımlarının Keçiborlu bölgesinden az da olsa başladığını, 1 Mayıs’ta da resmi olarak başlayacağını umduklarını söyledi. Çelik, 2016 yılı gülçiçeği ücreti, diğer ülkelerle rekabet ve devlet desteği konusunda da önemli değerlendirmelerde bulundu.
ÜRETİCİMİZİN MAĞDUR EDİLMEMESİ SEBEBİYLE ŞİMDİDEN ALIYORUZ
Gül üreticilerinin 2016 yıl beklentileri geçen yıllara oranla biraz daha fazla olduğunu anlatan Çelik, şunları söyledi: “İnşallah bu yıl geçmiş yıllarda farklı don, aşırı sıcak, aşırı yağış gibi olaylara maruz kalmadan Mayıs ayını göğüsledik gibi. İnşallah bundan sonra da olmaz. Geçen yıl 23 Nisan’da yaşanan don olayı nedeniyle büyük sıkıntı yaşamıştık. Bu kış sezonunda daha fazla yağış beklentimiz vardı.  Bu sadece gülcülük sektörüyle alakalı değil, diğer tarımsal faaliyetleri için de çok önemliydi. Fakat Allah bu kadar nasip oldu. Geçtiğimiz pazartesi günkü yağış ilaç gibi oldu. Kışın ılıman geçmesinden dolayı gülçiçeği sezonu daha erken başladı. Gülbirlik olarak sezonun ilk gülçiçeğini bugün(önceki gün) bir miktar aldık. Bu çok fazla bir şey değil. Üreticimizin mağdur edilmemesi sebebiyle şimdiden alıyoruz. 3-4 gün içinde kazanlar kaynamaya başlar.
İLK ALIM GÜMÜŞGÜN’DE YAPILDI
1 Mayıs’ı resmi açılış kabul edersek Haziran 15 gibi sezonun bitebilir. Bu hava koşullarını dikkate aldığımızda Haziran 15’den sonra bitebilir diye bakıyoruz. Ama bu süreçte yağış ve serin hava olursa sezon uzayabilir. Süre ne kadar uzun olursa gülçiçeğini o kadar taze işlemek, verimini ve kalitesini artırmak mümkün. Ne kadar kısa sürede işlenirse o kadar da olumsuzluğu var. Yarından itibaren Keçiborlu bölgesinde alımlara başlıyoruz. İlk alım da Gümüşgün’de yapıldı.  40-45 günlük bir süre olacak.”
REKABET ETTİĞİMİZ ÜLKELERİTAKİP EDİYORUZ
Sektörü sadece Isparta olarak değerlendirmediklerinin altını çizen Gülbirlik Genel Müdürü Hasan Çelik, rakip ülkeleri de yakından takip ettiklerini söyledi. Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Orada iklim koşulları nasıl gidiyor, kampanyalar ne zaman başlayacak, don hadisesi oldu mu, bunları takip ediyoruz. Çünkü rekabet gücümüzü etkileyecek faktörlerden en önemli şeylerden birisi bunlar.
7 BİN TON ÜRETİM YETERLİ OLUR
Bu yıl geçen yıla göre artış olacağını tahmin ediyorum. 7 bin rekolte olması muhtemel. Bu rakamı geçebilir. Geçen yıl 6 bin tonu bulduğu söylendi. Bu yıl şöyle bir dezavantajımız söz konusu. Son 3-4 yıldır fiyatların yüksekliğinden dolayı gül dikimi hızlı bir şekilde devam ediyor. Bu dikim demek aynı zamanda mevcut tarlaların sökülmesi ve kesilmesi anlamına geliyor.  2-3 yıl öncesinde dikimler yapılmıştır. Bu yıl yeni dikim için kesimi yapılan bahçelerin kaybını, bundan önceki yıllardaki dikimler telafi edecektir. Dengeli bir söküm ve dikim olacağını düşünüyorum. 7 bin ton üretim yapıldığı takdirde Isparta’daki tüm firmaların ihtiyaçlarını karşılayacağı anlamına gelir.
TÜRKİYE’DE VERİM DAHA İYİ
Bugüne kadar takip ettiğimiz ülkeler açısından baktığımızda geleneksel olarak karşımızda Bulgaristan var. Bulgaristan gerek gülçiçeği rekolte kapasitesiyle gerekse gülyağı ve konkret üretim kapasitesiyle hiçbir zaman Türkiye ile rekabet edebilecek bir pozisyonda değildi bugüne kadar. Burada üreticilere önemli destekler söz konusu. Üreticilere çok göstermelik rakamlarla büyük araziler tahsis edilmek suretiyle gül dikimi teşvik edilmekte. Orada Gül Enstitüsü’nün 100 yıllık bir geçmişi var. Avrupalı ya da dünyadaki diğer ülkeler Isparta veya Türk tipi gülyağını bilmekle beraber, hep kafalarında ilk defa oluşan şey Bulgar tipi gülyağı. Bunu önemli ölçüde kırdığımızı düşünüyoruz. Gülyağı ya da gül konkreti denildiğinde Türk tipi gülyağı hatırlatılması konusunda önemli çalışmalar yaptık. Hemen hemen herkesin kapısını çaldık. Bizimle ticari ilişkisi olsun olmasın ziyaretlerimizi yaptık. Türkiye’de potansiyeli kendilerine anlattık. Bu noktada yeterli bir tanıtıma ulaştığımızı düşünüyoruz. Üretim kapasitesine baktığımızda Isparta halen önde. Dekar başına çiçek rekoltesi Türkiye’deki kadar yüksek değil. bir dekardan alacakları 350’yi geçmiyor. Türkiye’de bahçeye bakıldığında 500’den aşağı düşmez. İyi bakımla 700’e kadar gider. Orada böyle bir şey yok. Belki de gülçiçeğinin ekim, dikim ve bakımından kaynaklandığı söz konusu olabilir. Dikim alanı olarak bizden fazlalar ama verim olarak bizden düşükler.
REKABET GÜCÜMÜZÜ ARTIRMAMIZ GEREKİR
Onun dışında İran, Fas, Suudi Arabistan'ın Thai kentinde yapılıyor. Biz bunların hepsini gördük.  Fas’ta Fransız firmaların ağırlıkta olduğu kuruluşlar etkili. Arazi kiralanması yoluyla Fransızların ağırlıkta olduğunu gördük. Thai’de geleneksel yöntemlerle üretim yapılıyor. İmbiklerle üretim yapılıyor. Bir firmanın 250-300 imbiği var. Kiloyla değil adetle alım yapılıyor. Yöntem geri kalmış bir şey ama orada yaklaşık 600 kilogram civarında gülyağı üretim yapılıyor. Onlar doğrudan kullanım amaçlı Körfez ve Arap ülkelerine satım yapıyorlar. Buraları çok potansiyel bir tehlike olarak görmüyoruz. Ama karşımızda İran var. İran’da yıllık 30 bin ton çiçek üretiliyor. 5 yıllık üretimimizi bir yılda üretiyorlar. Bugüne kadar İran, ambargo nedeniyle kapalı ekonomide kalmasından dolayı hep gülçiçeklerini içecek gülsuyu imalatına yönelik kullanmışlar. Ama son dönemde ambargoların kaldırılması, yaptırımların iyileştirilmesi noktasında dünyada neler olduğu konusunda haberdar aldılar. Türkiye’ye geldiler. Bulgaristan’a da gittiler. Oradan aldığımız gülyağı örneklerini burada analiz ettirdik. Fakat mevcut parfümeri ve kozmetik sektörünün beğenesine sunulabilecek kalitede de olmadığını gördük. İleride potansiyel bir tehlike gibi görülebilir mi? Takip edilmesi gerekir. Kimseye üretim yapma, pazara girme diyemezsiniz. Bunun önlemi; kendi içimizde daha ucuz maliyetli üretimler yapmak suretiyle rekabet gücünü artırarak, pazardaki payımızı ve gücümüzü korumak ve muhafaza etmektir.”
 2016 FİYATI NE OLACAK?
Hiçbir zaman üreticinin alın terinin, el emeğinin alamayacağı bir fiyatı tespit etmekten kaçınırız ve çekiniriz. Bu bize vicdani rahatsızlık da verilir. Bu bizim yönetim olarak da prensiplerimizden birisi. Çok net olmamakla beraber, bu verilmiş bir söz gibi algılanmasın, üreticilerin de kötümser olmamaları adına söylüyorum rakam telaffuz etmek mümkün değil, ama bu yılın iyi geçeceği kanaati var bende. Fiyat 2015 yılının altında kalır mı? Zannetmiyorum diyebilirim. Ama üstüne çıkabilir mi, onu da bilemem. Biz dengeyi korumak zorundayız. Bu dengede 3 ayak var. birincisi üretici ayağımız. İkincisi bizim gibi imalatçılar. Üçüncüsü ise bu ürettiğimiz ürünlerin pazarlamasını yaptığımız nihai tüketiciler dediğimiz kişiler. Bu 3’lü birbirinin ayağına çelme takmaya kalkarsa olmaz. Biz öncelikle üreticimizin hakkını korumakla mükellefimiz. Tüm çalışmalarımızı ve görüşmelerimizi üreticimizin hak ve hukukunu önde tutmak suretiyle yapıyoruz. İnşallah her şey istediğimiz gibi gider. Üreticimiz geçen yılda olduğu gibi iyi bir fiyatla ürününü satmış olur.
BENCE BU ÜRÜN MİLLİ BİR ÜRÜNDÜR
Öte yandan Gülbirlik’in çok farklı dönemlerde devlet desteğiyle ilgili çalışmalar yaptığını ancak bunu bir türlü beceremediklerini belirten Çelik, geçen haftalarda yaptıkları başvurudan ümitli olduklarını ifade etti. Çelik, “Bu süreç kolay kat edilmedi. Isparta’da basın bu konuyu çok defa işledi. Sayın valimiz Isparta adına bunu her ortamda dile getirdi. Sayın vekilimiz Süreyya bey konuya sahip çıktılar. Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na dosyalar götürmüştüm. Ama kesin sonuç alıcı çalışmayı Isparta Valisi Sayın Vali Vahdettin Özkan’ın kendi imzasıyla yazmış olduğu bir talep vardı. Bu talebi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ulaştırdık. Oradaki arkadaşlar çalışıyorlar. Süreyya vekilimize de bunu ilettik. Bu sefer inşallah olacak. Üreticiye verilecek destekler çok küçük görülmesin. Gül üretimi genelde kırsal kesimlerde yapılmakta. Bu kesimdeki insanlar gülcülük yapmanın bir anlamını hissedecekler. Devletin kendilerine sahip çıktığını, devletin kendilerini koruyup kolladığını, zor günlerde devletin kendilerinin yanında olacağı güvencesi onların gülcülükte devam etme kararını kendilerine verecek. Gül gerçekten milli bir ürün. Rosense de sektörün milli bir markasıdır. Gül menşeili ürünler bazında baktığınızda ikinci bir firmayı bulamazsınız. Tek olması sebebiyle, bir üretici çiftçi kuruluşu olması sebebiyle ve hele hele Isparta gibi dar bir bölge içerisinde dünya liderliğine oynayan bir konu ise bu milli bir üründür.  Gülyağı konusunda Türk tipi gülyağı ile dünyada markayız. Bence bu ürün milli bir üründür. Bunun desteklenmesi üretici bazında devlete karşı çok büyük bir güvene neden olacaktır. İnsanların kırsal kesimlerde kalmalarını sağlayacağına inanıyoruz.
BU KÖYLÜNÜN ÜRETMESİ GEREKEN BİR ÜRÜN
İnsanlar şehir merkezinde asgari ücrete tabi ediyor. Belki köyünde kalsa 2-3 bin lira para kazanacak. Devlet bize sahip çıkmıyor diyorlar. Ama devlet et, süte destek veriyor. Gül de desteklenirse çok güzel olur. Isparta’da 12 bin aileden bahsediyoruz. 5’le çarparsanız 60 bin kişi yapar. Yan sanayisini de ele aldığınız zaman 100 bine ulaşır. Isparta’da herkesin mutlaka gülcülükle bir bağlantısı var. Bu köylünün üretmesi gereken bir ürün. Ama kalkıp da 300-500 dönüm araziler bir sanayicinin eline geçecek olursa köylünün sofrasına göz dikmiş olunur.  Toplu üretimin getireceği dezavantajlar var. gül çok hızlı toplanması gereken bir ürün. 500 dönümlük araziyi nasıl toplattıracaksınız? Arazilerin tek elde toplanması hem köylüler açısından sıkıntı olur hem de köydeki nüfusu tutamazsınız. Devlet desteği tehlikelerin önüne geçecektir. Devlet baba gülü milli bir ürün gibi kabul edecektir.  Devlet desteğinin olduğunu diğer ülkelerin bilmesi psikolojik bir güç olacaktır” şeklinde konuştu.


Orjinal Habere Git
— HABER SONU —