Bugün, 30 Ocak 2026 Cuma

BAYRAMI BAYRAM GİBİ KUTLAMAK

BAYRAMI BAYRAM GİBİ KUTLAMAK

ISPARTA 23.05.2020 07:39:00 0
BAYRAMI BAYRAM 
GİBİ KUTLAMAK
İçinde bulunduğumuz Kronavirüsü belası nedeniyle farklı bir bayram idrak ediyoruz. Ama buna rağmen sosyal medyayı kullanarak kısmen de olsa bayramı bayram tadında değerlendirmek mümkün.
İslâm'ın tatil anlayışını bütünüyle kavramada bilinmesi gereken bir diğer nokta “bayram telâkkisi”dir. İslâm bu noktada da hususiyet arz eder. Çünkü İslâm'a göre bayram, tamamen muattal veya sırf eğlenceyle geçirilecek bir tatil müddeti değildir.
 
Hz. Peygamber (a.s.) bayramı “yeme, içme ve Allah’ı zikir günleri” olarak tavsif ve tarif etmiştir. Bayramın bütün Müslümanlarca böyle telâkki edilmesini sağlamak maksadıyla Hz. Peygamber (a.s.)’in fiilî tedbir aldığını da görmekteyiz. Muvatta’da kaydedilen bir rivayete göre, Abdullah İbn-i Huzâfe’yi Kurban Bayramı sırasında Mina’da hacılar arasında dolaşarak: “Bu günler yeme, içme ve Allah'ı anma (zikrullah) günleridir” diye ilân etmek üzere vazifelendirmiştir. Büdeyl İbn-i Verka da insanları devesine binmiş olarak takip edip: “Resûlullah (a.s.) sizlere bugünlerde oruç tutmamayı emrediyor, bu günler yeme içme günleridir” diye ilânda bulunanlardandır.
 
Açıklanacağı üzere, İslâm'ın bayram telâkkisinde yeme, içme, eğlence ve zikrullah birlikte yer alır. Birini diğerinden ayırmak mümkün değildir.
Bayramlar; sadece güzel giyinmek, nefis yemekler yemek, zevk ve eğlencelere dalmak ve içkili masalar donatmak için değildir. Müslümanlar yemeyecek mi?, güzel elbiseler giymeyecek mi? Elbette bunları yapacaktır. Bunlar işin dünyevi boyutunu meydana getirir.
Asıl bayramlar;
a.ibadet ve taatının kabul olduğunun belirlenmesi üzerine olur.
b.Bayram günahların affı, suçların hasenata dönüştüğünde olur.
c.İbadet yapmanın huzuruna ermede olur.
Bir zat bir bayram günü Hz. Ali’nin yanına varır, onu kuru bir ekmek yerken görür. Der ki;
Ya Ali! Bu gün bayram günüdür, sen ise kuru ekmek yiyorsun.
Hz. Ali: “Evet, bu gün bayramdır. Ama bayram orucu kabul olanlara ve günahları affedilenleredir. Böyle olduğu zaman bu günde yarın da bizim için bayramdır. Allah’a isyan etmediğimiz her gün bizim için bayramdır” buyururlar.  
Bayramda Ziki, Helâl kılınan eğlence ve izhâr-ı sürur havasının, meşru hududu taşmayacak şekilde ileri götürülmesini önlemek maksadıyla bayramın dinî yönünü belirtmeye Hz. Peygamber (a.s.) husûsî bir ehemmiyet atfetmiştir. İmam-ı Buhârî’nin bir rivayetinde belirtildiği üzere, Resûlullah (a.s.) Kurban Bayramı hutbesinde şunları söylemiştir: “Bugün bayramdır.  Bayramımıza önce namaz kılarak başlıyoruz. Sonra evlerimize dönüp kurbanlarımızı keseceğiz. Kim bu şekilde hareket ederse bayramı sünnetimize uygun olarak kutlamış olur.”
 
Bayramda Yeme ve İçme günleridir. Bayram günleri oruç yasaklanmıştır. Bilhassa Kurban ve Ramazan bayramlarında oruç tutmak kesinlikle yasaktır ve “haram”dır. Cuma günü için de kerâhet esastır. Perşembeden başlamaksızın, sâdece cuma için oruç tutanlara Hz. Peygamber (a.s.) oruçlarını bozdurmuştur.
Bayramlarda teşvik edilen “yeme” ve “içme”nin helâl dairesinde olması getektiği açıktır. Zamanımızda, bir kısım gâfil Müslümanların batılıları takliden bayramlarda, ve tatillerde yer verdikleri aşırılıkların hiçbir dinî ruhsatı yoktur.
Bayramda eğlence helal dairesinde olmalıdır. Bunun ölçüsünü de bizzat Hz. Peygamber (a.s.)’ in tatbikâtı ortaya koymuştur. Bayram günlerinde eğlencenin de câiz olduğunu göstermektedir. Hattâ, âlimler ve İmam-ı Nebevî tatbikâta dayanarak: “Bayramlarda (eğlenerek) sürur izhâr etmek, dinin şeâirindendir” demişlerdir. Mûteber kitaplarımızda gelen bu ve benzer rivayetler, Resûlullah (a.s.)’ın bayram günlerinde, davula vurarak şarkı söyleyen câriyeleri dinlediğini, yine hem  çalıp, hem oynayan Habeşîleri seyrettiğini ve zevcelerine seyretmeleri için müsaade ettiğini göstermektedir.
 
Hazreti Âişe (r.a.)’den farklı şekillerde rivâyet edilen bir hâdise şöyle: “Bir bayram günü, kulağımıza gürültü ve çocukların bağrışmaları gelmişti. Resûlullah (a.s.) kalkıp (kapıdan dışarı baktı). Meğer, bu gelenler çalıp oynayan bir Habeşli gruptu, harbeleri (küçük kılınç) kalkanlarıyla oynuyorlardı. Çocuklar da etraflarında halka olmuş, onları seyrediyorlardı. Resûlullah (a.s.) bana: “Ey Aişe, sen de gel, seyret” dedi.
 
Bir başka rivayette, Hz. Peygamber (a.s.): “Ey Humeyra onlara bakmak istemez misin?” diye sorar. Hz. Âişe de: “Evet” deyince çağırır. Oyunun, Mescid-i Nebevî’nin içinde kılıç (harbe) ve kalkanlarla oynandığını belirten rivayetler hâdisenin devamını Hz. Âişe’en şöyle naklederler: “Resûlullah (a.s.) kapıda durup beni arkasına aldı. (Başını ensesine koymuş) (..) halde duruyor ve oynayanları seyrediyordum. Bıkıncaya kadar böyle devam ettim. Bir ara “Yeter mi?” dedi. “Evet” dedim. “Öyleyse çekil” dedi.”
Başka rivayetler de Hz. Peygamber (a.s.)’in Hz. Aişe’nin kendi arzusuyla seyre son verinceye kadar bakmasına müsaade ettiği belirtir.
 
*Emekli İl Müftüsü
halilelitok@gmail.com.tr
 
Anahtar Kelimeler: kutlamak bayramgibi bayramı
Cuma 7.7 ° / 3.2 °
Cumartesi 6.4 ° / 2.1 °
Pazar 7.3 ° / 3.9 °