omuhgn.jpg

EVDE KALASIN!

Korona virüs denilen bir mikrop nedeniyle evlere hapsolduk. Ancak hapsolduk derken, şikâyetçi olanlardan değilim. O evde olup, kafasını duvara vuran, üstünü başını yırtanların hareketlerini asla benimsemiyorum. Üstelik yadırgıyorum. Ona zamanında annesi ‘Evde kalasın!’ diye, çok beddua etmiş her halde! Bu söz Elazığ’a has bir sözdür. Anne kızdığında, çocuğuna evlenemesin, bekâr kalsın manasında, evde kalasın dermiş. Ama sanki bugünü okumuş büyüklerimiz. Korona salgının geleceğini düşünmüş, evde kalasın, demişler. Neyse, işin latifesi bir yana evde kalanlara değinmek istiyorum.
 
Tabii herkes aynı yapıda değil! Biri şikâyetçiyken, diğeri evde kalmanın faydalarından bahsediyor. Eşiyle, çocuklarıyla daha fazla birlikte olmasından memnuniyet duyduğunu belirtiyor. Alkol tüketiminin azaldığından, kumar oynamanın mümkün olmadığı bu evde kal kuralına uyulma sürecinde nice iyi, güzel hasletlerin arttığından söz ediliyor. Bar, pavyon, gece kulüpleri ve benzeri eğlence yerleri kapanınca paraların cepte kaldığından bahseden ve hayatından gayet memnun olan vatandaşlarda var. Yasağa rağmen yasağı dinlemeyenler, sonra canından olanlar da var. Bunun yanında mecburen çıkması gerekenler var. Bakıyorum da, yasak kararı alınıyor ama pratikte uygulamasında sıkıntılar var. Ben, şahsım 15 günde bir Kemoterapi alıyorum. 65 yaş üstüyüm. Dışarı çıkmam yasak. Ancak tedavinden bir gün önce 112’ye gider, izin alırsın, hastaneye gidersin, deniliyor. Ben, 112’ye her 15 günde bir haftanın 3 günü için izin kâğıdı almaya gideceğime, hastaneye giderim.
 
Hastane, 112’den daha yakın. Bu zorlaştırıcı bir karar olmuyor mu? Keyfi dışarı çıkan bir 65’likle, benim zaruri çıkışım arasında dağlar kadar fark var. Ancak ‘Ne yaparsan yap, başının çaresine bak! İster izin al, istersen alma! Neticesine katlanırsın. Araç göndermede yoklar, başının çaresine bak derken, ticari taksiyle git, denilmekte! Anladığım bu! Bana verilen emir bu, gelirsen izin kâğıdını buradan alırsın. Bence, bana doktorun verdiği rapor yeterli olmalı diye düşünüyorum. Bu kararlar verilirken, 65’lilerin sağlığı düşünülmüş. Benim gibi hastaların olabileceği unutulmuş sanıyorum.
 
Ben, sürekli Kemoterapi almak durumundayım. Elbette bu kararlarda sürekli olmayacak, geçici tedbirler. Şehir hastanesini aradık, benim tedavi gördüğüm bölümden yetkiliyle görüştük. Benim geliş, gidişim sıkıntılı, beni hastaneye getirecek oğlum, kızım var ve beni götürüp, getirmek için sıraya giren dostlarım da var. Bunlar samimi, ciddi ciddi ‘Emret!’ dememi bekliyorlar. Ben gelmeyi bir şekilde hallediyorum. Ancak bu kadar bize sıkıntı veren bu duruma bir çözüm düşündünüz mü? Tedavimizde bir iptal söz konusu mu? Bu tedavi evde yapılamaz mı? 65’likleri düşünerek alınmış bu kararda, ‘O ki, evde kal, sağlıklı kal!’ diyorsunuz. Bize bir kolaylık sağlayın. Ya tedaviyi evde yapın, ya da bir dönem ara verin, dedik. Tedavinizin yapıldığı bölümümüzde hiçbir sıkıntı yaşanmayacak şekilde tedbirlerimizi almışız, sizi bekliyoruz, denildi. Onkolojinin kurallarına mı, uymalıyım, 112’nin kurallarına mı uymalıyım? Bir başka konuya parmak basmak istiyorum.
 
Polisi arayıp, çok lüzumsuz ihtiyaçlarını karşılatmaya çalışanların olduğunu da duyuyoruz. Bense, ihtiyacım olan hastaneye gitmekte aynı imkânları kullanamıyorum. Prosedürler izin vermiyor. Ben, öyle bir usulsüzlükten yana biri de değilim. Varsa kanuni hakkım, neden kullanmayayım, dedim. Ondan da, sonra vazgeçtim. Dediğimi geri aldım. Otobüse binmem yasaklandı. Beni korumak isterken, otobüslere binen 2-3 kişinin gözünde hasta adam olduk. Yaş nedeniyle, senin dışarıda ne işin var, şimdi bize virüs kaptıracaksın, korkusu ve endişesi taşıyan insanlar arttı. Hâlbuki virüs yaşlılara onlardan geçiyor veya sokaktan geçiyor. Sokağa çıkanlar bir şekilde bu virüsü bir yerlere taşıyor. Kısacası dert bir değil, elvan elvan! Korona dedik, kâhinleri geçtik. Büyücüleri geçtik. Piyasada son zamanlarda türeyen, medya yardımıyla da sayıları bir anda artan, insanı canından edecek sahte doktorlara değinmek istiyorum.
 
Sarımsaklı, sütlü, sıcak sulu ve limonlu, tuzlu sulu gargara tavsiyeleri, kolonya kullanma gibi ilginç yöntemlerle, piyasayı allak bullak eden, market satışlarını tepeye taşıyan, rafları boşalttıran bu tellallar yüzünden herkes gıda dâhil her şeye hücum etti. Bazı marketler, bir ara yok sattı. Ben şükürler olsun, öyle bir endişeye kapılmadım. Bunların hiçbirisine inanmadım. Televizyondan uzak durdum. Mantıklı olan tavsiyelere de, değer veren biriyimdir. Onları bazen internetten dostlarımla paylaştım, şu saniye gelen mesaj gibi iyi olan şeyi paylaşmaya da devam edeceğim. Bu paylaşımı lütfen dikkatlice okuyun! “Bakın, alın 70 yaşında birini her gün bu felaket haberlerini izletin, ‘Sıra sana geliyooor, sana geliyor.’ mesajını verin, iddia ediyorum bu insan birkaç ay içinde ölür.
 
Bu programlar stres ve aksiyete yoluyla imnun sistemimizi perişan ediyorlar… İzlemeyin! Deprem profesörlerine dönmüş tıp hocalarını da izlemeyin. Ben bu sürecin başından itibaren sizlere bilimsel gelişmeler ışığında paylaşımlarda bulundum. Söylenecek fazla bir şey kalmadığını düşünüyorum. Artık bu salgınla ilgili bir şey paylaşmayacağım. Bu saatten sonra aynı şeyleri tekrar etmek sadece yaşam kalitemizi yerle bir eder.” Hasan Belli/Psikolog. Psikoloğun dediğine hak vermemek elde değil! Yukarıda saydığım bazı evde kalmanın güzelliklerinin yanında, yine bugün gelen bir paylaşımda, evde kalmanın kazanımı, trafik kazalarının kesildiğini, işin 3 boyutuna baktığımızda, normalinde trafik kazalarından ölen insanların sayısının virüsten ölen insan sayısından çok olduğunu ve istatistiklerle bunu doğrulayan o haberde beni çok sevindirdi. Umarım sizleri de sevindirir. Korkuya gerek yok. Ecelin dolmuşsa, bir şekilde bir sebeple öleceksin. Birinin adı, trafik kazası, diğerinin kanser, bir diğerinin de Korona virüs olacak.
 
Gelin bu sisli, puslu, kirli havayı üzerimizden atalım, yukarıdaki psikoloğun yazısının altındaki fıkrayla konumuzu bağlayalım. “Tüccarın biri, bir gün yolda vebayla karşılaşır. Endişeyle vebaya bakar, ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sorar. Veba, ‘Bağdat’a’ diye cevaplar. ‘Kaç kişinin canını alacaksın?’ diye tekrar sorar, Tüccar. Veba, ‘Çok değil, sadece 5 bin kişi!’ der. Aradan zaman geçer ve Tüccar yolda yine vebayı görür. Fakat duymuştur ki, Bağdat’ta vebadan dolayı 60 bin kişi ölmüştür. ‘Bana 5 bin kişiyi öldüreceğini söylemiştin. Oysa sen 60 bin cana kıymışsın.’ diye hiddetlenir vebaya. Veba ise gayet sakin ve kendinden emin, ’Ben 5 bin kişi öldürdüm. Geriye kalanı korkudan öldü.’ der.” Yetkilileri dinleyin, evde kalın. Bizim yöre lisanındaki evde kalasın gibi evde kalmayın. Hayırlısıyla kalın, selametle kalın, sağlıcakla kalın.
Saygılarımla…
 
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR

sanalbasin.com üyesidir

ANKET

Sizce Isparta'da madde bağımlılığıyla yeteri kadar mücadele ediliyor mu?
İmsak00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

GÜNLÜK BURÇLAR

KoçBoğaİkizlerYengeçAslanBaşakTeraziAkrepYayOğlakKovaBalık

SÜPER LİG

TakımOGMBAP
1Trabzonspor2615383153
2Medipol Başakşehir2615382553
3Galatasaray2614482450
4Demir Grup Sivasspor2614571849
5Beşiktaş261385844
6Aytemiz Alanyaspor2612771943
7Fenerbahçe2611871240
8Göztepe261097137
9Gaziantep FK268108-532
10Yukatel Denizlispor268117-831
11Fraport TAV Antalyaspor267109-1430
12Gençlerbirliği267127-1128
13Kasımpaşa267145-1226
14İttifak Holding Konyaspor2651011-1226
15BTC Türk Yeni Malatyaspor266137-225
16Çaykur Rizespor267154-1825
17MKE Ankaragücü265138-2223
18Hes Kablo Kayserispor265147-3422
2018

Oyuncu Arda Öziri, motosikletiyle geçirdiği trafik kazasında 40 yaşında İstanbul'da hayatını kaybetti

2016

ABD Başkanı Barack Obama, ülkesinin İkinci Dünya Savaşı'nda atom bombası attığı Japonya'nın Hiroşima kentini ziyaret eden ilk ABD Başkanı oldu

2013

Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in eşi Nazmiye Demirel, alzaymır hastalığı ve sıvı elektrolit dengesizliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanede 86 yaşında yaşamını yitirdi

2013

AB'nin silah ambargosu, Suriye'deki muhaliflerin silahlandırılmasından yana tavır alan İngiltere ve Fransa'nın kararlı tutumu sonucu 1 Haziran itibarıyla kaldırıldı

2013

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Taksim'de yayalaştırma çalışmalarında ağaçların sökülmesini gerekçe gösteren kişiler, "Gezi Parkı eylemleri" adıyla anılacak olaylı gösterilerin başlamasına neden oldu

2007

Fatih Akın'ın ''Yaşamın Kıyısında'' filmi, 60. Cannes Film Festivali'nde "En İyi Senaryo" ödülünü aldı

2007

DYP'nin olağanüstü kongresinde partinin adı Demokrat Parti (DP) olarak değiştirildi

2002

Fas hariç Afrika kıtasında bulunan tüm ülkelerin üyesi olduğu Afrika Birliği kuruldu.

1999

BM Savaş Suçluları Mahkemesi, Yugoslavya Devlet Başkanı Slobadan Miloseviç'i Kosova'daki vahşetin sorumlusu olmakla ve etnik Arnavutlara karşı soykırım yapmakla suçladı

1995

Bir grup kadın, cumartesi günü saat 12.00'de gözaltında kaybolanların bulunması talebiyle İstanbul Galatasaray Lisesi önünde oturdu. 'Cumartesi anneleri' ismini aldılar.

1994

Vatandaşlığı iptal edildiği için bir süre ABD'de yaşayan Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Rus yazar Aleksandr Soljenitsin ülkesine döndü.

1992

Iğdır ve Ardahan il oldu

1986

Tütün tekelini kaldıran yasa onaylandı

1980

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, Ankara'da öldürüldü

1972

ANKA Haber Ajansı kuruldu

1964

Hindistan'ın ilk başbakanı Jawaharlal Nehru 75 yaşında öldü.

1961

Anayasa, Kurucu Mecliste oylamaya katılan 262 üyeden 260'ının oyuyla kabul edildi

1960

Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Orgeneral Cemal Gürsel, Silahlı Kuvvetler adına ülke yönetimini üstlenen Milli Birlik Komitesinin (MBK) başına getirildi

1958

Amerikan F-4 Phantom II çok amaçlı avcı-bombardıman uçağı ilk uçuşunu yaptı.

1956

İstanbul'da yapılan Dünya Güreş Şampiyonası'nda Türk Güreş Milli Takımı, serbestte altı birincilikle Dünya Şampiyonu oldu

1953

Paris'te Belçika, Fransa, İtalya, Lüksemburg, Hollanda ve Federal Almanya arasında ''Avrupa Savunma Birliği Anlaşması'' imzalandı

1944

Altınların Latin harflerle basılmasına başlandı

1942

Muhammed Hamdi Yazır, Türk din adamı, tercüman, hattat ve müfessir (d. 1878)

1941

Alman zırhlısı Bismarck, geminin İngiliz donanmasının eline geçmemesi için mürettebatı tarafından batırıldı.

1935

Ulusal bayram ve genel tatiller hakkında Kanun TBMM'de kabul edildi

1703

Rus Çarı I. Petro, Rus İç Savaşı sırasında Petrograd, Sovyetler Birliği döneminde Leningrad olarak anılan Sankt Petersburg şehrini kurdu.

ZİYARETÇİ DEFTERİ

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?Ziyaretçi Defteri